Pazar… Pazar… 2015/61

Pazar… Pazar…

“60 kişi gittik buradan Arıburnu’na, bir ben geldim geriye”. Ayvacık Naldöken köyünden 86 yaşındaki bir Gazi söylemiş bu sözleri. Dünya tarihinde eşine az rastlanan deniz ve kara savaşlarından biri olan Çanakkale Zaferimizin 100. Yılını kutluyoruz bu yıl.

Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşı yenilgileri ile yaşanan büyük moral bozukluğundan sonra, her türlü imkânsızlığa rağmen, büyük fedakârlıklar ve azimle kazandığımız Çanakkale Zaferi, Mayıs 1919’da başlayacak olan Milli Mücadele’ye giden yolda ordumuz ve milletimiz için moral kaynağı ve ilk kıvılcımın yakıldığı yer olmuştur. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu zaferin tüm kahramanlarını minnet ve rahmetle anıyoruz.

Tarihimizde bu kadar önemli yeri olan Çanakkale’yi görmek için gittiğim gezide, bizlere eşlik eden rehberimiz çok etkileyici bir olay anlatmıştı. Hikâye beni çok etkilemişti, uzun yıllar geçtiği için ayrıntılarını bazı kaynaklardan ilave ederek size aktarmak istiyorum.

1984 yılında Turgut Özal’ın Başbakan olduğu dönemde, Japon eğitim uzmanları eğitim sistemimizi incelemek üzere Türkiye’ye gelirler. Yapılan incelemeler sonucunda bir rapor hazırlanır ve birçok bürokratın da bulunduğu bir ortamda açıklanacaktır. Japon uzmanlar sonucu şöyle açıklamışlardır: “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!” bu açıklanın sonrasında hayal kırıklığı ile “Peki, siz Japon gençlerine milli şuur verme adına neler yapıyorsunuz?” diye sorulur. Japon uzmanlar “Biz Japonya’da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir; dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir; ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır; Hiroşima ve Nagasaki’ye götürür; orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir ve deriz ki: “Eğer siz bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız, sonunuz böyle olur” diye cevap verirler. Bunun üzerine bürokratlarımızdan biri “Ama bizim Hiroşima’mız yok ki” diye söze katılınca, Japon uzmanın verdiği cevap çok ibret vericidir: “Bildiğim kadarıyla, sizin yüz Hiroşima ve Nagazaki’den çok daha değerli bir yeriniz var. Siz oraya Çanakkale dersiniz. Eğer siz, Çanakkale’de dedelerinizin yaşadıklarını, çocuklarınıza tam manasıyla anlatabilseniz, sizin çocuklarınız da, milli ve manevi şuur içinde yetişirler.”

Türk Milletinin milli direniş destanı olan Çanakkale Zaferi’nin nasıl kazanıldığını, bu uğurda her karış toprağının Mehmetçiğin kanıyla sulandığı, vatan uğruna insanüstü gayretlerin yapıldığı bu onurlu ve kıymetli destanı çocuklarımıza öğretmek, şehitlerimizin destan yazdığı o toprakları görmelerini, o havayı koklamalarını sağlamak, görevimiz ve borcumuzdur.

İyi Pazarlar 

2015/61

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir