Pazar… Pazar… 2016/118

Pazar… Pazar…

Geçen hafta “İstanbul” markasının tekrar parlatılması ve gelecekte dünyanın en gözde şehirlerinden biri yapmak için bazı somut adımların atılması gerektiğinden söz etmiştim. Bugün geçen haftada kaldığım yerden devam ediyorum.

Daha önce İstanbul’a turist olarak gelenler “İstanbul” markasının mirasından dolayı tekrar gelmeye devam edeceklerdir, yeter ki terör kelimesi gündemden düşsün ve insanlar burada güven içinde olacaklarını düşünsünler. Çünkü yabancılardan İstanbul’a gelip de hayran olmayan ve büyülenmeyen neredeyse yok gibidir. Önemli olan şu anda daha genç yaşta olup, hiç İstanbul’a gelmemiş, ya da İstanbul’u bilmeyen yabancıların algılarında olumsuz izler bırakmamaktır. Yani gelecek kuşağa yatırım yapmak gerekmektedir.

Bir turizmci veya bir tarihçi gözüyle değil, ama “İstanbul” gibi bir markanın algısını doğru yönetmek adına bir “Pazarlamacı” gözü ile bazı fikirlerimi burada paylaşmak isterim. Ön şart olarak Türkiye’de ve İstanbul’da terörün bitirilmesi, insanların huzur içinde yaşamaları ve geleceklerine güvenle bakabiliyor olmalarını sağlamak gerekmektedir. Bu yazımın amacı gerileyen turizmi canlandırmak ve daha önce ülkemiz hakkında olumsuz düşünenlerin algılarını değiştirmek ve gelecek kuşaklar için bir cazibe merkezi yaratmak için, yapılanların yanında farklı girişimler için fikir vermektir. Tabii ki bunların hepsinin devletin ya da belediyenin yapmasını beklemek yanlıştır. Bu faaliyetlerin bir kısmı devletin ya da belediyenin sağlayacağı maddi imkanlar ve lojistik desteklerle özel işletmeler tarafından gerçekleştirilebilir.

Turizmin tüm ekonomi çarklarını harekete geçiren bir sektör olduğunu hepimizce bilinmektedir. Ancak günümüzde turisti çeken sadece deniz ve güneş değildir, o nedenle başka alternatifler de sunulmalıdır.

Halen devam eden “İstanbul Festivali” gibi etkinliklerin hızla uluslararası platforma taşınması, müzelerin renove edilmesi, kongre turizminin canlandırılması, uluslararası spor turnuvalarının, film günlerinin, sergilerin devam ettirilmesi, konserler, moda günleri, fuarlar gibi zaten yapılması gereken faaliyetlerin aynen devam ettirilmesi gerekmektedir. Ancak sadece bu konularla ilgilenenlerin takip ettikleri etkinliklere diğer insanları da çekmek için yine yapılması gereken bazı şeyler var, çünkü yukarıda sözünü ettiğim etkinliklerin takipçileri zaten tüm dünyada buna benzer etkinlikleri takip etmekte ve sadece ilginç bulduklarına gitmektedirler. O zaman İstanbul’daki bu etkinlikleri çok daha ilginç hale getirilmesi ve en az bir yıl öncesinden duyurulması gerekmektedir. Son hafta yapılan duyuru ve tanıtım çalışmalarının uluslararası platformda etkinliği yeterli olmaz, çünkü özellikle Avrupalılar yabancı ülkelere yapacakları ziyaretleri en az bir yıl öncesinden belirlemektedirler. Orta doğu veya Akdeniz kültüründe ise, böyle işleri son dakikaya bırakmak gibi bir alışkanlık vardır.

Aşağıda sıraladığım bazı öneriler gelecek kuşakların, özellikle de Z Kuşağının (Kristal Çocukların) ilgisini çekecek girişimler olduğunu düşünüyorum. Amacımızın gelecekte seyahat edecek bu kuşağın İstanbul’u merak etmelerini ve ileride ziyaret etmek için heves duymalarını sağlamak olmalıdır.

*İstanbul markası için bir özel logo tasarlanmalıdır. Bunun için uluslararası bir yarışma düzenlenebilir. Bu logo her türlü broşür, harita veya görsellerde aynen kullanılabilir. İnsanlar görsel hafızaları daha güçlüdür, o nedenle herhangi bir yerde logoyu görmeleri halinde, markayı hatırlamaları daha kolay olacaktır.
*Logo ile birlikte dönemsel olarak yenilenen sloganlar bulunmalıdır. En az beş dile çevrilmeli ve yayınlanmalıdır.
*İstanbul için tek elden yürütülecek ve sürekli güncellenecek içinde İstanbul’daki tüm etkinlikleri duyuran, haritaların, restoranların, otellerin, kafelerin bulunduğu bir web sitesi oluşturulmalıdır. Böyle bazı siteler vardır, ancak çok daha kapsamlı bir web sitesinin gerekliliğinden söz etmekteyim.
*İstanbul web sitesi en az beş dilde olmalı ve siteye girenler arzu ederlerse “Sanal tur”la önemli müzeleri gezebilmeli ve eserler hakkında bilgi sahibi olabilmelidirler. Ayrıca dileyenler “Sanal gerçeklik” uygulamaları ile dünyaca ünlü Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Sultanahmet gezilebilmelidirler.
*Dünyaca ünlü yazarlara İstanbul ile ilgili roman, biyografiler ve belgesel kitap yazmaları için sipariş verilmelidir. Bu kitaplar en az yedi-sekiz dile çevrilmeli ve uluslararası kitap fuarlarında teşhir edilmelidir. New York, Londra, Paris, Berlin, Roma, Tokyo… gibi önemli merkezlerdeki kitapçılarda satışa sunulması sağlanmalıdır. Ve tabii ki İstanbul’da 
*İstanbul’un tarihi Bizans tarihi ile birleştirilmeli ve geçmişi de içine alan “Kültür Mozağini” yansıtacak belgesel, aşk ve macera filmleri çekilmeli, bunun için Hollywood yapımcılarına sipariş verilmelidir. Yine bu filmler tüm dünya ülkeleri sinemalarına pazarlanmalıdır. Bu filmlerde günümüzün en ünlü oyuncuları ile anlaşma yapılmalıdır.
*Şu anda günümüzün en popüler şarkıcı ve özellikle gençlere hitap eden gruplar İstanbul’da konser vermeleri için anlaşma yapılmalıdır. Bu konserler tüm dünyaya duyurulmalıdır.
*Bizans İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul’un Fethi konulu eğlenceli ve macera içeren bilgisayar oyunları tasarlanmalı ve sanal dünyaya sunulmalıdır.
*İstanbul ile ilgili bir sosyal medya stratejisi belirlenmeli ve tek elden yürütülmelidir.
*Dünyaca ünlü “Talk Show”lara İstanbul’u temsil etme yeteneği, becerisi, hitabeti, eğitimi ve yabancı dili bulunan İstanbul’lu ünlülerin gitmesi organize edilmelidir.
*Uluslararası kongrelere İstanbul’daki üniversitelerden öğretim üyesi veya öğrencilerin katılımı ve orada konuşma yapmaları sağlanmalıdır.
*İstanbul’daki üniversitelerde düzenlenen etkinliklere yabancı üniversitelerin katılımı sağlanmalı ve onlarla kurulan iletişim sürdürülmelidir.
*Modacılara “İstanbul” teması verilmeli ve özellikle “İstanbul Moda Günleri” kapsamında üzerinde “İstanbul” teması bulunan koleksiyon, aksesuar ve takılar sunulmalıdır. Mavi Jeans’in üzerinde “İstanbul” yazan giysileri ve bu konseptte sunduğu ürünler bence çok başarılı ve çok ilgi çekicidir.
*Türk, Osmanlı ve İstanbul mutfağı ile ilgili kitaplar ve bloglar yazılmalıdır.
*İstanbul’la ilgili yazılmış şarkıların pop tarzı versiyonları ve “Re-mix”leri yapılmalı ve dünya müzik listelerine aday olmaları sağlanmalıdır. Bunun için de yine ünlü şarkıcı ve gruplarla anlaşmalar yapılabilir.
*İstanbul’un batı ile doğu arasında birleştirici köprü bir olduğunu unutulmamalı ve tüm etkinliklere hem batılı, hem de doğunu turistlerin gelmesi için girişimler yapılmalıdır. İstanbul’un bir medeniyetler şehri olduğu vurgulanmalı ve bu çok renklilik gösterilmelidir. Tüm görsellerde ve iletişimde tüm kültürlerin kucaklandığı, insanlar arasında bir ayırım yapılmaksızın herkese aynı sevgi ve hoşgörü ile yaklaşıldığı vurgulanmalıdır.

Takdir edersiniz ki, bundan çok daha fazla yazılacak şey var, ama buraya ancak bu kadarını yazmak mümkün…

Turizme sadece ekonomik açıdan bakmak da yanlıştır. Turizm, bir ülkenin itibarının artmasına, dünyada sevilmesine ve saygı duyulmasına katkı yapar.

Turizmi destekleyecek tarih, kültür, güzellikler ve çok daha fazlası İstanbul’da fazlasıyla mevcuttur.

İyi Pazarlar 

2016/118

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir