Pazar…Pazar… 2019/290

Pazar…Pazar…

TURİST KAÇIRMA

Özellikle batılı turistlerden bir kez gelenin, bir daha gelmemesi, hatta kendi ülkesine döndüğünde ülkemiz hakkında olumsuz propaganda yapmasını istiyorsanız, aşağıdakileri yapmanız fazlasıyla yeterlidir:

• Yabancı turistleri ülkemize ilk ayak bastıkları havaalanlarının geliş salonlarında şaşırtabilir ve daha ilk anda geldiklerine pişman edebilirsiniz. Yolcunuzu karşılamak için çıkış kapılarına yığılın, kapıdan çıkanlar nefes bile alamasınlar; çıkış yollarını kapatın, sizden yol istemek zorunda kalsınlar, yol vermeyin ve ters ters bakın…
• Havaalanlarındaki iki kişilik oturma yerlerine, tek kişi olsanız bile yayılın, valizinizi yere koymak yerine, koltuğa koyun, başkası oturmasın.
• Çocuklarınızın bağıra çağıra koşturmalarına izin verin, ciyak ciyak ağlayan çocuğunuzu herkesin rahatsız olacağı şekilde bağırarak azarlayın veya hiç sesinizi çıkarmayın; bırakın insanların kulaklarını tırmalasınlar. Çocuklarınızın yedikleri yiyeceklerin ambalajlarını, yerlere atmalarına ses çıkarmayın.
• Havaalanlarında mescit ve abdest alma yeri olduğu halde, herkesin kullandığı WC’lerde abdest alın.
• WC’lerde asla su çekmeyin, kullandığınız kâğıtları, çöp kovası yerine yere atın.
• Taksi şoförü olarak, yabancıları “Aptal” yerine koyun, ellerinde cep telefonları ile gidecekleri otelin mesafesini ve yaklaşık tutarı bilmelerine rağmen, onları uzun yollardan dolaştırın, TL tutarını ABD Doları ya da Euro cinsinden talep edin. İtiraz edenlerle tartışın, kavga edin, onları yolda indirmekle tehdit edin, surat yapın.
• Taksi şoförü olarak aracınız pis, içi ağır sigara kokusu, camlar ardına kadar açık olsun. Asla klima çalıştırmayın, aracınızla olur olmaz yerlerde sollama, aşırı hız yapın, ters yollara girin, diğer araçlara veya yayalara küfür edin, el-kol hareketleri yapın. Hatta bu arada yüksek sesle müzik dinleyin, cep telefonu ile konuşun.
• Taksi şoförü olarak sadece birkaç İngilizce sözcük de olsa öğrenmeyin, yabancılara yüksek sesle, kendi dilimizde ağır ağır anlatmaya çalışın.
• Müzelerde yabancılara ayrı, Türklere ayrı giriş ücreti uygulayın ve bunu tabelada yazılı olarak belirtin. Yabancıların bunu anlayabileceklerini asla düşünmeyin.
• Tarihi eserlerin üzerine isimlerinizi kazıyın, eserlere zarar vermeye çalışın.
• Açık hava müzelerindeki heykellere sarılarak fotoğraf çektirin.
• Fotoğraf çekimi yasak olan yerlerde bol bol fotoğraf çekin, hatta flaşlı çekerseniz, duvardaki boyalı eserlere daha çok zarar verebilirsiniz.
• Müzelerde kordonla ayrılmış bölümlere çocuklarınızın girmesine izin verin, hatta siz de girin.
• Müzelerde yüksek sesle veya cep telefonunuzla bağıra çağıra konuşun, diğer insanların rahatsız olacağını düşünmeyin.
• Restaurantlarda yabancı turistlere kazık atın, fiyatları şişirin. İtiraz edenleri polise şikâyet etmekle tehdit edin. Menülerdeki fiyatların porsiyon değil, gram fiyatı olduğunu söyleyin. Böylelikle bir tabak mezenin fiyatı, altın fiyatını geçsin.
• Restaurant işletmecileri olarak, bayat balıkları turistlere yedirin.
• Lokantalarda servis verirken, sadece çatal verin, bıçağa ne gerek var? Bardaklar yağlı olsun.
• İçeceklere pipetleri kâğıt ambalajlı değil, açık olarak verin. Garsonların elleri temiz olmasın, ter koksunlar, sakalları uzamış olsun. Asla gülümsemesinler, suratsız olsunlar. Ayrıca menüdeki yemeklerin İngilizce karşılıklarını bilmesinler, birkaç kelime de olsa İngilizce öğrenmesinler.
• Lokantalarda masaların üsünde yemek artıkları ve kırıntılar olsun. Geç temizleyin.
• Lokantaları havalandırmayın, ağır yağ veya yemek koksun.
• Peçetelikler boş olsun veya aşırı peçete sıkıştırın ki, içinden çekip alamasınlar.
• Tuzluklar akmasın, delikler tıkalı olsun.
• Turistlerin yanındaki kızlarına ve eşlerine onları yiyecekmiş gibi bakın, sözle taciz edin.
• Kadın turistlere zorla içki ısmarlamaya çalışın, onları diskoya davet edin. Israr edin, hatta gelmeleri için kollarından tutun.
• Halı ve hediyelik eşya satan mağazalarda mümkün olan en yüksek fiyatı verin, pazarlık yapanlara fiyatları dörtte bire kadar düşürün. Mağazacılıkta inandırıcılığınızı kaybettirin.
• Aynı mağazalarda kapının önünde yüksek sesle turistleri içeri çekmeye çalışın.
• Vapur, otobüs, tekne turu veya benzeri gişelerde para üstü verirken, parayı eksik verin. İtiraz edeni dövmekle tehdit edin.
• Tatil köylerindeki kahvaltı büfesine ailecek saldırın, tabakları tepeleme doldurun, değil bir aileye, tüm otele yetecek kadar ekmek alın, sonra bunların sadece dörtde birini yiyin, gerisi çöpe gitsin. Yabancı turistler bu savurganlığı ve aç gözlülüğü görsünler.
• Yine tatil köylerinde sıraya saygı göstermeyin, insanların önüne geçin, sıraya kaynak yapın.
• Havlularınızı havuzun kenarındaki şezlonglara geceden koyun, turistlere arka sıralar kalsın.
• Size servis yapmaya çalışan, çoğu da mevsimlik çalışan veya öğrenci olan personele, kahve gecikti, çay neden gelmedi, havuz kenarına neden meyve servisi yapılmıyor diye yüksek sesle fırça atın, ne kadar sert olduğunuzu ve arkanızın ne kadar sağlam olduğunu yerli yabancı tüm turistlere ve otel personeline gösterin.
• Turistik mekânlarda ayaklarınızı diğer sandalyenin üzerine koyarak, birkaç kişilik yer işgal edin. Her zaman ve her yerde yüksek sesle konuşun.
• Yabancı turistlere ilgi göstermek adına, nazikçe selam verip geçmek varken, bildiğiniz birkaç kelime yabancı dil bilgisi ile onlarla konuşmaya çalışın, hatta politika tartışın, ne dediğiniz de anlaşılmasın.
• Yabancı turistlere ne kadar sıcak kanlı insanlar olduğumuzu göstermek için, enselerine tokat atın, el ense çekin, kolunuzu omuzlarına atın, kollarına girin, çocuklarını yanaklarından şapur şupur öpün, hatta nezle olmanız veya ağzınızda sigaranızın olması bile önemli değil…
• Turistlerin de gezdiği göz bebeğimiz sahillerde oturup çekirdek yediğinizde, tüm kabukları bir poşete atmak yerine, yere atın, etrafı mümkün olduğu kadar çok kirletin. Dondurma ambalajlarını, içeceklerinizin şişelerini veya kutularını oturduğunuz bankın üzerinde bırakarak gidin, yabancı turistlere temizliğe önem vermediğimizi gösterin.
• Sahilde donla dolaşın, denize donla girin. Asfalta yatın, alfalt üzerinde kurumaya çalışın.
• Güzelim çimenlerde mangal yakın, etrafı kirletin. Yaktığınız ateşi tam söndürmeyin.
• Denize her türlü çöpünüzü atın.
• Fast food lokantalarda, masanın üzerindeki yemek artıklarını masaya öyle bir dağıtın ki, sizden sonra hiç kimse değil oturmaya, yanaşmaya bile cesaret gösteremesin.
• Sakın fast food yemek ambalajlarını tepsiye toplamayın, hatta elinize alıp, hemen yanı başınızdaki çöp kutusuna asla dökmeyin. Yurt dışındayken bunu yaptığınızı hatırlayıp, içinizden “Burası Türkiye, burada böyle şeyler yapılmaz…” diye düşünün.

Biraz abarttığımı düşünebilirsiniz; ama ne yazık ki, daha fazlası bile var… Sonra bu kadar modern havaalanları yapıyoruz, şahane yollarımız var, bizdeki otellerin kalitesi dünyanın hiç bir yerinde yok, ama batılı turistler bizi hala üçüncü dünya ülkesi olarak görüyorlar diye hayıflanıyoruz…

Hata kimde? Bizde mi? Böyle düşünenlerde mi?

Bir açıklama yapmayı zorunlu buluyorum; bu yazıyı ironi yaparak, bazı konulara dikkat çekmek amacı ile yazdım. Son yıllarda espri yapma ve espriyi algılama yeteneğimiz o kadar azaldı ki; bu yazıyı gerçek sanıp, uygulamaya kalkacak olanlar olabilir diye endişe ediyorum.

İyi Pazarlar 😃

2019/290

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir